21Eki
2014
0
2012-06-08-karne-hediyesi-olarak-bunlari-almayin

EBEVEYN VE ÇOCUK İLİŞKİSİNDE HEDİYE

Hediye almak çoğunlukla insanları memnun eden bir durumdur. Karşınızdaki insan tarafından düşünüldüğünüzü hissedebilir ve mutlu olabilirsiniz. Sürekli hediye alıyor olmak ise, bir yerden sonra sıradan bir durum halini aldığından kişi üzerinde etkisini yitirebilir. Aynı durumu çocuklar için de ele almakta fayda vardır. Yetişkin bireyler her koşulda hediye istediklerini toplumsal kuralları göz önüne alarak dile getiremezken, çocuklar bunu çok rahat bir şekilde talep edebilirler. Ancak çocukların bu talepleri bazen anne babaları zorlamaktadır. Bu zorlamaya mani olmak ise, ebeveynlerin kararlı tutumları ile yakından ilişkilidir.

 

Anne babalar, çocukları doğdukları andan itibaren dünyalarını onları ‘‘mutlu’’ edebilmek için tasarlamaya çalışırlar. Çocuğun uykusu, çocuğun yemeği, çocuğun okulu, çocuğun gezmesi vb. durumlar üzerine sürekli bir çalışma içinde olabilmekteler. Çocuk isteklerini dile getirecek seviyeye geldiğinde, anne babalar da bu istekleri yerine getirmekle kendini sorumlu hissedebiliyorlar. Bu sorumlu hissetme hali, iş yoğunluğundan dolayı çocuğuna yeterince vakit ayıramadığını düşünen ebeveynler için manevi bir yük olarak algılanabiliyor. Bu durumda da, akşam eve gelirken, çocuğuna hediye götürmeyi görev gibi görebiliyorlar. Her akşam farklı bir oyuncak, çikolata vb. ile karşılaşan çocuk bir süre sonra bunun bir rutin olduğunu düşünüp, o gün her hangi bir sebepten eve eli boş gelen ebeveyn ile kriz yaşayabiliyor. Çocuk bana neden bir şey getirmedin diye ağlarken, ebeveyn kendini anlatmaya çalışıyor ama olmuyor. Böyle bir durumu yaşamamak için ebeveynin üstüne düşen en önemli nokta hediyeyi, hediye olarak çocuğa vermeyi alışkanlık haline getirmek ve hediyenin özel olduğunu ve çocuğun örneğin doğum günü gibi özel bir günde alabileceği mesajını ona net bir şekilde anlatmak olacaktır.

 

Uzun saatler ofis içinde ya da evde bilgisayar başında çalışıyor olmak ebeveynlerin suçu değil. Rekabetin yüksek olduğu modern iş yaşantısında, çoğu ebeveynin ortak sorunu çocuğuna yeterince vakit ayıramamak olarak aktarılmaktadır. Aslında yeterince vakit değil, kaliteli vakittir çocukla sağlıklı iletişim kurmanın anahtarı. Saat 17:00 de işten çıkıp, 18:00 de eve gelip, akşam 21:00’e kadar çocuğuyla aynı mekanı paylaşan bir ebeveynin çocuğuna yeterince vakit ayırdığını söyleyemeyeceğimiz gibi, çocuğunu uykudan önce ancak yarım saat kadar görebilen bir ebeveynin çocuğunu yeteri kadar görmediğini de söyleyemeyiz. Çocuğuyla göz teması kurup yarım saat bile olsa sohbet edebilen bir babanın ya da annenin, çocuğuyla aynı mekanı paylaştığı halde, çocuğun sorularını cevapsız bırakan bir anne ya da babadan farkı olacaktır.

 

Çocuğunuza her gün bir hediye götürmeye çalışmak yerine, eve gittiğinizde yaşına hitap eden oyunlar oynayabilirsiniz. Daha büyük bir çocuğunuz var ise, onunla sohbet edebilirsiniz. Çocuğunuzla vakit geçirdiğinizde mutlu olduğunuzu hissetmesi, ebeveynlerinin ona değer verdiğinin bir göstergesi olacaktır. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, maddi değeri olan şeylere daha az düşkün olacaktır. Unutulmalıdır ki, duygusal olarak doyurulmayan çocuklar, bu eksikliklerini maddi değeri olan şeyler ile gidermeye ve tatmin duygusu yaşamaya çalışırlar. Her ulaştıkları istekten sonra, bir sonrakini almak için savaş verirler. Elde ettikleri her nesne, o an için onları ‘‘mutlu’’ ederken, birkaç dakika sonra etkisini tamamen yitirir ve yine hırçınlıkları devam edebilir. Böyle bir durumu yaşamamak için, ebeveynler olarak çocukla sevgi ve güven temelli bir ilişki kurulmalıdır. Çocuğa istekleri için, para biriktirme alışkanlığı kazandırılmalıdır. İstediği bir şeye hemen sahip olmayan, sahip olması için beklemesi gerektiğini öğrenebilen çocuklar isteklerine ulaştığında onun değerini daha fazla kavramaktadır. Bu yüzden çocuğun her isteğini hemen karşılamak yerine, ona yol göstererek para biriktirmeye teşvik etmek yerinde bir davranış olacaktır.

Hedef Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi

 Uzman Psikolog Aslı Çoban

Paylaş